‘Aşk - Sevgi Şiirler’ kategorisi için Arşiv

Sabaha Karşı Bir Düş Kurdum

Salı, 18 Mart 2008

Sabaha karşı bir düş kurdum…Yalnızlığımın eşiğinde, acabalarımın senfonisi çalıyordu.. Belkilerim vardı.. Birde , birde sensizliğim..
Sabaha karşı bir düş kurdum…Sen bundan habersiz.. Benden habersiz uyurken.. Düşlerimi gezdirdim..Uykusuzluk diyarının tenha caddelerinde.. Ve düşüncelerimin hiç bilinmedik, ıssız köşelerinde, sen oldum..
Sabaha karşı bir düş kurdum….. Seni kurdum zamansız..Ve amansız.. Ve herşeyi yanıma alarak, adımlarının gölgesi oldum..Sen oldum.. Sensizlik oldum..
Sabaha karşı bir düş kurdum… Düşümde güneşi, güneşte aydınlığı, aydınlıkta seni, sende ise kendimi buldum.. Neler yazmadımki adına…

“Baş harflerini nerelerde kullanmadımki, hatta noktasızlaranokta koyup, adını bile kısalttım, kimse bilmesin diye..”

Mana aradım.. çözümsüzlüğün ortasında …
Sabaha karşı bir düş kurdum…Gecenin en sonuna gidiyor..Günün ilk ışıklarını karşılıyordum..Saat dördü vururken….
Ben hala seni düşünüyordum..

“Sen yoktun biliyorum..Benimkisi, çok uzaklarda, bilkinmedik bir şehrin, en kuytu en karanlık , şimdilerde özlem dolu bir evin değişmesini bekleyen patlamış ampulu gibi,
Işıksız geceleri aydınlatma hevesi…”

Özlem dolu bir insan ne yapıyorsa ben de onu yapıyordum.. Sensizliğe doğru yürüyor, dönüp bakmadan ardına.. Gidiyordum işte..
Gidiyorum….

Benim Olacağını Bilsem

Salı, 18 Mart 2008

Tek başınaydım şehrinde. Caddeler baştan sona sen kokuyor, bedenimi donduran soğuk, içimi ısıtıyordu.

Varlığıma bastıran gece, yaşadığın dünyaya attığım adımla tüm zamanları büyülüyordu. Ortada ne tanıdık bir yüz, ne tanıdık bir ses, ne de tanıdık bir şehir vardı. Yüzünün tüm ayrıntıları, yaşamayı arzuladığım anların merkezinde kilitliydi.

Bu koskoca şehirde yalnızdık. En sahici duyguları, en vasat acemilikleri, dünyayı unutturan o ballı buseleri yarına taşımaksızın alacaktık içeriye…

Uzayan saatler, kısalan anlara şahitlik edecekti belki de; belki ben, sen giderken ölmek isteyecektim. Bir rüyanın ortasında uyanmış gibi gözetleyecektim gidişini, bulduğum anda kaybettiğim parçamın yerine tamamlayamadığım bir hissin boşluğu saracaktı içimi.

Oysa ben, seninle ölmeye bile hazırdım.

Bana ait olan yanların yaşama gücümü ne kadar arttırıyor olsa da, ait olmayan yanların o kadar sızı veriyor sana her dokunuşumda. Camdan ruhun kırılmaya hazır umutsuz bir çatlağı gibi duruyor sevgin üzerimde…

Çok dua ettim Tanrıya, yakarışlarımı duysun diye mumlar adadım. Şefkatli ellerini uzatıp, sihirli bir dokunuş yapsın istedim hayatıma.

Bu gece bu şehir, sadece ikimizin sevgilim. Bedenin bedenimin ayrılmaz bir parçası, nefesin nefesimdeki yaşam kaynağım.

Böyle anlarda tepeden tırnağa sen oluyorum. İntikam alıyorum senden uzakta yaşadığım tüm saatlerden. Ne zaman başımı çevirsem sana doğru, sürgündeki günlerimin bittiğini düşünüyorum.

Uzaklara gitmemek mümkün mü?

Seninle bir ömür yaşamak mümkün mü?

Her dönüş adımlarımda soruyorum bunu kendime.

Ve aynı adımlarımla gerçek dünyanın kapısından içeriye giriyorum bütün çıplaklığımla.

Madem ki olmayacaksın hayatımda hiç, madem ki bu şehirden yabancı bir tanıdık gibi ayrılacağım, bir günlük varlığınla var olacağım madem ki, seninle olan düşlerimi, yaşadıklarımı madem ki bu şehirde bırakacağım, öyle olsun.

Bir tek seni seviyorum.

Bir tek seni yaşıyorum.

Benim olmayacağını bile bile…

Geldiğim gibi çekip gidiyorum işte, hayalet gibi yaşadığım şehrinden…

Benin olacağını bilsem, ne bu şehirde hayalet, ne bu şehre yabancı bir tutuklu, ne de çıplak bir gerçeğin özü olurdum.

Benim olacağını bilsem…

SANA Olan Sevgimin Türkçe Sözlüğü

Salı, 18 Mart 2008

Sevginin Türkçe Sözlüğü

SEVDA ; senin yüzünden çektiklerimdir.

KEDER ; senin arkana bakmadan gidişindir.

MUTLULUK ; seni geri dönerken görmektir.

AŞK ; seninle ortak kavgaya girebilmektir.

GÜZELLİK ; senin hayat karşısındaki duruşundur.

ACI ; sevmediğini söylediğinde kalpte oluşan kramptır.

İNTİHAR ; seni bir başkasının yanında görmenin beş dakika sonrasıdır.

UMUT ; yeniden dener miyiz sorusuna verdiğin belki yanıtıdır.

YARIN ; seninle buluşmayı dilediğim en uzak zaman dilimidir.

DÜN ; unutmaya çalıştığım sensiz geçen günlerimdir.

AZAP ; sana bir şey sorduğum da susuşundur.

KAYBETMEK ; koşarak sana gelip evde veda eden satırlarını okumaktır.

GÜN ; seni beklerken sayılan dakikaların bütünüdür.

SABIR ; kapıyı çekip giderken bir gün dönebileceğini ummaktır.

ZAFER ; bana evet dediğin anın Türkçe karşılığıdır.

YALNIZLIK ; beni sevdiğini sanmanın tüm lugatlarda ki eşanlamlı sözcüğüdür.

ÖLÜM ; bir daha geri dönmeyeceğini anladığımda silahın ağzına sürülen mermidir.

KALIM ; son bir kez görüşelim yazan sms mesajıdır.

YALAN ; sağda solda , sana asla ihtiyacım olmadığını söylediğim dedikodudur.

İYİ NİYET ; seni bir başkası ile el ele görüp hala beni sevdiğini düşünme duygusudur.

Tarihe Damgasını Vuran Aşk Sözleri

Salı, 18 Mart 2008

Mevlana:Aşk hükmetmez; terbiye eder.

Goethe:Arılar bile en tatlı balın zehirli çiçeklerde olduğunu bilir.

John Keats:Aşkta her zaman bir öpen, bir de yanağını uzatan vardır.

Fransız atasözü:“Arzu edilenden ziyade arzu etmeye aşığız.”

F.Nietzsche:Ölümdür tek başına yaşanan aşk iki kişiliktir..

Aşık Veysel Şatıroğlu:“.”…Güzelliğin on para etmez Bu bendeki aşk olmazsa…”

Ataol Behramoğlu:Aşık olduğumda sadık olurum, çünkü aşık olurum.

Oscar Wilde:Aşk aklın en soylu zaafıdır.

John Dryden:Aşk konusunda yanlış seçimden söz etmek hatalıdır, zaten seçim varsa o yanlıştır.

Marcel Proust:Aşk:c iddi bir akıl hastalığı.

Platon:Aşık olmayı beceremeyen yağ çekmeyi öğrenmek zorundadır.

Goethe:Aşk melankolinin bir türüdür

Robert Burton:Aşk dünyanın en tatlı mutluluğu ile en derin acısından yaratılmıştır.

Bailey İnsan kalbindeki gerçek aşk dört nala giden bir at gibidir ne dizginden anlar ne de söz dinler.

Konfüçyus Aşk kadının hayatında bütün bir romandır erkekte ise yalnız bir bölümdür.

M. Da Stael
Ne seninle yaşayabilirim ne de sensiz.

Ovidius: Aşkı tanıdığında, yaratıcıyı da tanırsın.

Balzac: İlk aşk aşı gibidir. İnsanın ikincide hastalanmasını önler..

Rousseau: Aşk mektubuna başlarken ne söyleyeceğimizi bilemeyiz. Bitirirken de ne yazdığımızın farkında olmayız….

Shakespeare:Sevgililerine aşklarını itiraf eden kadınlar, en az seven kadınlardır…

Eflatun: Aşk, en tehlikeli bir ruh hastalığıdır…

Aziz Nesin: Yenilen taraf aşık olur…

Yakup Kadri: Hiçbir kadın yoktur ki “Seni Seviyorum” sözü karşısında hissiz kalsın…

Katherine Hepburn: Aşkı bilenler normal kadınlardır…

Oscar Wilde: Erkekler kadınların ilk aşkı, kadınlar erkeklerin son aşkı olmasını ister…

İngiliz Atasözü:Aşk için evlenen Istırapla yaşar….

Kontes Nathalie: Aşk, bir kişinin yararına, iki kişinin ortaklığıdır…

Paul Geraldy: Sevmek güzeldir. Bir daha sevmemek daha güzeldir…

Marcel Proust: Aşık olmayanlar, mükemmel bir erkeğin sıradan bir kadın yüzünden niçin ızdırap çektiğini anlayamazlar

Sevdiklerimiz Açtıgı Yaralar

Salı, 18 Mart 2008

Gülün dikeni battı dün parmağıma ve hala gülümseyerek bakıyorum parmağımdaki sıyrıga…

Kızmadım…çünkü gülün dikeni batmadan önce şükretmiştim;
“Ya Rabbi, ne kadar güzel yaratmışsın” demiştim. Kızamadım çünkü bir dakika önce güzel kokusunu sineme çekmiştim, bakmaya kıyamamış dokusuna hayran kalmıştım, çünkü batmadan önce yüreğime koymuş onu sevmiştim…dikenini unutmuşmuydum? unutmuşmuydum dikeni..unutmuştum işte…

acıtmayayım diye dokunmaya çekindiğim gül, ince ve derin bir yara açmıştı parmagıma… gülümsedim yarayada…süzülen iki damla kanad… çünkü o yarayı açan bakmaya kıyamadığım o güldü…

Sevdiklerimizin yüreğimizde açtıkları yaralarda aslında o gülün açtığı yara gibi değilmiydi…
İnce ve derin bir yara..aslında çok önemsiz gibi görünse de her kımıldıyışımızda yüreğimizi inceden sılatan yara…Ama dostlarınız o yarayı açmadan önce siz muhabbet dolu kokularını sineye çekmiştiniz..zamanı, mekanı ve kalbinizi kaylaşmiştiniz..yarayı açmadan önce siz onları kalbinize koymuştunuz…kızabilirmiydiniz..kızamazdınız elbet…

Sevdiklerimizin açtıkları yaralarda o gülün açtığı yara gibi ince ve derin…ama yarimiz yarayı açmadan önce biz şükretmiştik, kokusunu sinemize çekmiş, bakmaya kıyamamıştık..dikenini unutmuşmuyduk…unutmuştuk tabi…Ama biz gülümsemeliyiz yaraya…belki süzülen iki damla kanamada.. gülümsemeliyiz işte…
Çünkü o yarayı açmadan önce biz onu kalbimize koymuştuk ve sevmiştik…

Gideni Beklemek

Salı, 18 Mart 2008

Gidenler hep bekle beni derler ve kalanlar hep bekleyeceğine yemin ederler”

Her giden ardında bir bekleyen bırakır. Bazen ister bekle beni der, bazen de bekleme hayatına devam et der. Bu bekleme demenin ardında bir beklenme isteği vardır hep…

Ve her kalan yüreğindeki acısıyla bekleyeceğim der. Dönmeyeceğini bile bile, gelmeyeceğini bile bile, sevmeyeceğini bile bile. Ve bekler…

Yanı başımızdayken fark etmediğimiz bir çok ayrıntı takılır hafızalara. Oysa ne güzelmiş yaşanılanlar dersiniz. Meğer ne çok sevmişim dersiniz. Ve belki de hiç sevilmediğinizi fark edersiniz. En acısı da budur ya zaten. Sevilmeden sevdiğinizi fark ettiğinizde beyninizi yer binlerce soru. Başlarsınız cevabı besbelli olan sorulara kendinizce cevap aramaya.

Ve sorgulama zamanı gelir kendinizce.. Oysa unutursunuz bir şeyi. “Aşk Sorgulanmadan Yaşanmalıdır.”

Baktığınız her yer “onda” biter. Gördüğünüz her şey de “onu” ararsınız. Aynadaki görüntünüzde bir yansıma, sokaktaki köşe başında bir kucaklaşmadır “o”. Yağan yağmurdur, denizdeki yakamozdur “o”, gecelerin ayı, gündüzlerin güneşidir “o”…

Ve son cümleler dökülür artık dilinizden. “O” Mutlu Olsun Yeter. Diyebileceğiniz bir şey kalmamıştır çünkü. Tıpkı yüreğinizi sizden aldığı gibi giderken cümlelerinizi de götürmüştür yanında.

Sessizlik kalır geriye biten bir sevgiden. Ve Ayrılık Urganı kalır boynunuzda “yağlı bir ilmek gibi”. Sanki biri ha çekti ha çekecek. Durdu sanırsınız dünyayı ha battı ha batacak. Ama ne dünya durur nede o ilmek çekilir. Hayat devam ediyordur ve bu çarkın içinde sizi de bilmediğiniz başka diyarlara sürüklüyordur.

Bitecek sanırsınız acınızı bitmez. Sadece bir yerlere saklanır yüreğinizde.Bir şarkıda, bir şiirin içli mısralarında ve belki de bir sözde kanamaya hazır bir yaradır o artık.

“Sessizliğin İçinde Bir Çığlık, Karanlığın İçinde Bir Işık, Yürekte Kapanmaz Bir Yaradır Artık O”

Üçüncü TekiL ŞahıS’ım Yüreğinde !!!….

Salı, 18 Mart 2008

Kalemim “Artık yaz’ma o’na” diye haykırıyor adeta…. Tam artık sana yazmıyacağım diyorum.. Aklımda tasarlıyorum yazacaklarımı. Tam yazmaya başlıyorumki, gene ’sen’ dökülüyosun kalemime.. Kalemimden kağıdıma.. Ve Ardından arta kalan gözyaşlarım…

Saçmalıyorum gene işte.. Yazacak birşeyim kalmadı sana dair.. Tükettin tüm cümleleri..
Ben gözyaşlarımla yazdım seni.. Sakladım yüreğimi.. Dökülüpte, yarmasın diye sevgimi ..

..ve bitişler.. gidiş ve bitişler .. her gidenin ardından ağlamalar, hüzünler .. sebepsiz yere haykırışlar .. ve biten umutlar..

Ağlamam sana değil, sessizliğime..
Her gidişinden arta kalan sessizliğime .. Suskunum sebepsiz yere..
Sonsuzluğuma son notum bu belkide ..

Sen benim Birinci TekiL Şahsı’m oldun hep.. Ben=Sen. ne farkeder.. Ha Ben, ha Sen. Ha Sen, ha Ben. Ama senin için Ben, asla Sen olamadım..
Yandığımı hissediyorum.. Yokluğun yakıcı..
Ben ağlarken yokluğunda, sen yüreğime damlalar düşürmeye devam ediyorsun..

Düşürdün kalbimi elinden. Yüreğim yokluğunda yerlerde pusu kurmuş seni özlüyor… Seni arıyor köşe bucak.. Harf harf, kelime kelime yokluğunun adını koymaya çalışıyor…

Tüm tümcelerimde soru işareti bıraktı yalnızlığın ..

..ve bitişler.. gidiş ve bitişler .. her gidenin ardından ağlamalar, hüzünler .. sebepsiz yere haykırışlar .. ve biten umutlar..

Kayıp giden mutluluğumda ‘sen’ vardın sadece.. Senin için ise sadece gözyaşlarım…

Kağıdım ıslak, yüreğim buruk.. Çıktığım bu yolda seni arıyorum.. Nerden başladıysam, ordan bitirmeye kararlıy’dım’
Geriye; gidişinden arta kalan yaşlar…

Aslında sen hiç yoktun
Sevgim çizdi yüzünün güzelliğini
Tutkularım şekillendirdi bedenini
Özlemlerimdi mütevazi yapan seni
Önce var et,sonra ona tutkun
Zavallı yüreğimi derde soktun
Ama aslında sen hiç yoktun …….

Ben zaten yoktum sende.. Tanımadın ! Bilmedin ! Sevmedin ! Ve en önemlisi beni hiç Hissetmedin !

Kaybolup giderken yalnızlığında, sen beni hiç tanımadın.. Oysaki bütün çabalarım ‘sen’din. . ANLAMADIN! !

Çünkü ben; Üçüncü TekiL ŞahıS’ım Yüreğinde ..

Kalp Kazanmanın Sevgi Kazanmanın Yolları

Salı, 18 Mart 2008

BAYANLARIN KALBİNİ KAZANMAK ZOR DEĞİL!..

Erkeklerin, kadınların kalbini çalmayı başarmaları için dürüstlüğü her şeyden önemli tutmaları gerekiyor. İşte dürüstlük ve diğer püf noktaları..

1- DÜRÜST OLUN
Listeye doğruluk ve dürüstlükle başlayalım… Diğer 7 ipucunu okurken bu kuralı hep aklınızda tutun. Yalan sizi hiçbir yere götürmez. Hiç kimse size yüzde 100 güvenilir olun ya da konu ile ilgisi olmayan detayları açığa vurun demiyor ama yalan söylemek ya da doğruları çarpıtmak bütün ilişkiler için kötü bir işarettir.

2- FİKİRLERİNİ YORUMLAYIN
Erkekler genellikle, kadınların şakadan anlama yetenekleri, kişilik ve zekaları yerine vücutları ve yüzleriyle ilgili itifatlar yaparlar. Kadınlara elbette dış güzellikleriyle ilgili komplimanlar yapın. Ancak zeki bir kadının, sadece görünüşe önem vermediğini de unutmayın.

3- ” HARİKA GÖRÜNÜYORSUN, SPOR MU YAPIYORSUN ? ”
Yine, yalan söylemeyin. Son zamanlarda kilo almış olabilir, kilosuyla ilgili şaka yapmaktan kaçının. Fakat kız arkadaşınız zayıflamak için çaba sarf ediyor, spor yapıyor, sağlıklı beslenmeye çalışıyor ve değişimini göstermeye hevesli ise ona iltifat etmeyi, iltifatta bulunmayı unutmayın. Çünkü olumlu bir destekten daha etkili hiçbir şey yoktur.

4- ONUNLA SEYAHAT EDİN
Erkekler, kız arkadaşları değil erkek arkadaşlarıyla seyahat etmeyi tercih ederler ve kadınlar bundan rahatsız olurlar. Bunu ona, kelimeleri öyle dikkatli seçerek söyleyin ki kalbi kırılmasın söyleyin ki kalbi kırılmasın nacağınızı söylerseniz bu çok daha güzel…

5- HER BAŞARILI ERKEĞİN ARKASINDA BİR BAYAN VARDIR
Herkesin bildiği bu cümle aslında bir anahtardır. Birçok erkek, partnerinin kendi başarılarındaki ve mutluluklarındaki yeri bilmezler ya da görmezden gelirler. Siz eşinize bunun farkında olduğunuzu belli edin ve onu takdir ettiğinizi bilmesini sağlayın.

6- SANA KATILMIYORUM
Sürekli olarak kendi fikirlerinizi empoze etmekten ya da kız arkadaşınızın her fikrini onaylamaktan kaçının. Kendi düşünceniz yokmuş gibi davranmayın ama onunkilere de ne kadar saygı duyduğunuzu gösterin.

7- DİNLEMESİNİ BİLİN
Daha iyi erkek arkadaş, sevgili, koca ve baba olmak için daha dikkatli dinleyin.

8- NELERDEN HOŞLANDIĞINIZI SÖYLEYİN
Bencillik iyi bir şey olmayabilir ama isteklerinizi ifade etmek sizi mutlu edecektir. Sadece bir kere dünyaya geliyorsunuz, sizi gerçekten mutlu eden şeyleri sevdiğinize neden söylemeyesiniz ki?.. Tüm beklentilerinize karşılık vermez ama bu, ilişkinizin daha uzun süreli olmasını sağlayacaktır

Ben Seni Öyle Sevdim

Salı, 18 Mart 2008

Ben seni öyle sevdim,
Öyle sevdim ki,
Avuç dolusu sanma,
Yürek dolusu kadar…

Ben seni işte böyle sevdim,
Ve öyle bekledim ki,
Her gelmediğin gün de,
Öyle bir özledim ki,
Bütün tutuklulara yetecek,
Özgürlük kadar…

Ben seni böyle sevdim işte,
Her yanımda olmadığın anı,
Üst üste koysam,
Güneşe ulaşacak kadar,
Yan yana dizsem,
Dünyayı bin kez saracak kadar,
Ve sensizliğe de öyle üzüldüm ki,
Anacığım ölmüş kadar…

Ben seni işte öyle sevdim,
Payıma düşen cenneti herşeyi ile,
Karşılıksız devredecek kadar,
Ve tora düşen bir balığın,
Son soluğu kadar,
Hatta, daha- daha çok,
Ölürken de ayrılamadığı,
Pullarına sinen deniz kokusu kadar…

Ben seni böyle sevdim işte gülüm,
Az gelir aş, ekmek hatta su,
Ve az gelir soluduğum hava,
İlle bir ölçü sorarsan,
Şekli bütün sevenlerin yüreği,
Evren kadar bir hacim,
Everest kadar yüksek,
Ağrı kadar da ağır,
Adı dersen, içimdeki sen kadar,
Asil ve gerçek…

Ben seni işte böyle sevdim gülüm,
İster inan, ister inanma,
İşte o kadar, işte o kadar…

Deli Kızın Sevgisi

Pazartesi, 17 Mart 2008

Sensiz geçmeyen geceler çıldırsın sevdamın ateşinde… Tek rehberim gözlerin olsun kör karanlığımda… Gönlünün pınarlarında serinlemek, uğrunda ölmek nasibim olsun…

Anlatamasa da hiçbir cümle, anla sen söyleyemediklerimi… Açlığım ol, susuzluğum, yoksulluğum sevdadan yana, başımın belası ol be can… Yeter ki sen ol… Mühür gibi yüreğimde, dua gibi dilimde, hayat gibi gözlerimde, nefes gibi dudağımda taşımazsam seni, SON’um ol…

İzin ver hayallerimize varalım bitimsiz vadelerde… Bırak gözü kör olsun hasret dolu aşkımızın… Yaşayalım avuçlarımızın pınarında, su gibi berrak ve derin olsun… Üşüyen ellerimi avuçlarının kor’unda ısıtmalısın, geçen günlere inat hergün daha çok sevmeliyim seni… Hangi güç durdurabilir ki beni…
Suskunluğumun sebebi olmalı dudakların her gecenin sabahında… İmkansız hayallerim tek umudum olsa da sen masumca gülümse bana … Gamzelerinin goncasında bir yudum ömür ol…
Yalnızlıklara katlanan yüreğim ol… Her dokunuşta senin izlerin kalsın… Yokluğunun karanlığı çökerken her gece üzerime, gözlerinin ışığı kaldırsın enkazlarımı… Korkma ölmem, “sözüm söz” sen sevdikçe yaşarım ben…
Seni bende bul o vakit… Terk etme bendeki seni… Unut kendini öylece… Sana can çekişirken yüreğim, yanımda kal, yüreğime işle adını… Bitimsiz sevdamda yandıkça erirken, yalnızlığımı anla… Gecelere serdiğim yıldızları şahit yaz hayallerime… Sarıl, senli hayatlar vaadet bana… Öyle sarıl ki, hayat kokan nefesinde can vermek nasibim olsun…
Canım, ömrüm sana hasret sevdama feda olsun…